“İyi sanatçılar kopyalar, büyük sanatçılar çalar”

Pek çok ünlü ressamın günümüzde başyapıt olarak nitelendiren bazı resimlerin kopyalarını yaptığını bilirsiniz. Peki bu resimleri birer şahaser yapan onları ilk üretenler midir? Yoksa kendi tarzları ve youmları ile mevcut konuyu aldıkları ilhamla yeniden ojinalinden çok da sapmadan yeniden uyarlayanlar mıdır? Haydi beraber karar verelim!

Dışavurumculuk, modern sanat, izlenimcilik, ayçiçekleri, yıldızlı gece, kafe terasta gece denince aklımıza gelen ressam Vincent Van Gogh’tur. Bir dönem Japon sanatından da etkilenmiş sanatçı Japon geleneksel sanatı Ukiyo-e’nin ustalarından Utagawa Hiroshige’nin Sudden Shower on Great Bridge (1857) ve The Plum Tree Tea House at Kameido eserlerini neredeyse birebir yorumlamış. Van Gogh orjinale  sadık kalmaya çalışmış ancak kendisinden bir iz olarak da daha canlı renkler kullanmıştır. Resmin orjinalinden farklı olarak Japon sanatının ince detaylarından uzaklaşarak daha kalın çizgiler kullanan sanatçı ayrıca resme Japon harflerinden oluşan bir çerçeve de eklemiştir.

 

 

Çizdiği şişman figürlerle öne çıkan Kolombiyalı ressam Botero da pek çok sanat eserini kendi üslubu ile tekrar yorumlamıştır. Sanatçının bu tarzda pek çok eseri bulunuyor. Eserleri birebir resmetmekten öte aslında onların şişirilmiş versiyonlarını bizlere sunan sanatçıyı pek severim. 🙂 İspanya’daki Prado Müzesi’ne giderseniz kesinlikle görmeniz gereken eserlerin başında yer alan Velazquez’in Las Meninas’ı (Nedimeler), Rönesans sanatının ustalarından Jan Van Eyck’in Arnolfini ailesinin portesi, ve Leonardo’nun Mona Lisa’sı gibi başyapıtları yeniden yorumlayan sanatçı son derece eğlenceli eserler üretmeye devam ediyor.

   

Edgar Manet’nin sergilendiği yıl ahlaksızlık olarak nitelendirilen resmi Luncheon on the Grass resmi kübizmin ustası Picasso tarafından orjinalini birebir kopyalama kaygısından tamamen uzak, kübizmin etkilerine bürünmüş haliyle yeniden yorumlanmıştır.

Andy Warhol, Leonardo Da Vinci’nin Mona Lisa’dan sonra en bilinen eserlerinden birisi olan İsa’nın 12 havari ile son akşam yemeğini hikayeleyen resmi Last Supper’ın çağdaş versiyonunu yaklaşık 5 asır sonra yeni bir sanatsal teknikle sanat severlere armağan etmiştir.

Sadece Van Gogh mu başkalarından esinlenecek sanıyorsunuz. Pop art sanatı denince akla gelen ilk isimlerden Linchenstein, Van Gogh’un ünlü eseri Bedroom at Arles eserini kendi tarzı ile yeniden üretmiş. Van Gogh uzun yıllar Paris’te yaşadıktan sonra huzur bulmak için yerleştiği Arles’de yaklaşık 3 ay kaldığı Carrel Otel-Restoran’daki yatak odasına ait bu sahneyi resmeden 3 ayrı eser üretmiş.

 

Amerikalı ressam Edward Hooper’ın 1942’de ıssız bir mahallede akşam yemeğini resmettiği Nighthawks eseri, daha çok İngiltere olmak üzere başka ülkelerde de mesaj içerikli duvar resimleriyle tanıdığımız günümüz sanatçılarından Banksy tarafından tekrar yorumlanmıştır. Orjinalinden farklı olarak sanatçının eklediği İngiliz bayrağından bir boxer giymiş figür ve cama fırlatıldığı anlaşılan iki sandalye sosyal bir mesaj verme amacı içeriyor.

Elbette Manet, izleyiciye dik dik bakan yatar bir çıplak resim yapan ilk sanatçı değildi. Manet’nin Olympiası, Titian’ın 1538 yılında ürettiği Urbino Venus’undan ipuçları alır.  Manet çıplaklığın ön planda olduğu resimleriyle çağında pek çok tepkiyle karşılaşmasına rağmen Rönesans İtalya’sında hiç kimse bu tasvirle ilgili bir problem yaşamamıştır, çünkü konu bir tanrıçadır. Aslında, bu resim, Urbino Dükü’nün genç eşidir.

 

Yazımızı Picassonun “Başkalarını kopyalamak gereklidir, ancak kendini kopyalamak zavallılıktır” sözü ile bitirelim o halde 🙂

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir