Bir Kazı Hikayesi: Çatalhöyük

Koç bünyesindeki ANAMED’deki Bir Kazı Hikayesi: Çatalhöyük sergisinde kendi topraklarımızda MÖ 7100 yıl öncesine ait bir yaşamın ortaya çıkarılış hikayesi kazının başlangıç tarihi 1993 yılından başlayarak anlatılıyor. Sergide kazının hikayesi farklı alanlarda farklı yöntemlerle anlatılmış, her birinde yeterince zaman geçirmeniz önerilir. Bir gün Konya tarafına yolunuz düşerse bu tarihi mirası görmek için zaman ayırmak gerekir.

  

Sergi salonunda yer alan hiçbir bilgiyi atlamadan yaklaşık 1 saatte gezdim. Sergi alanına girdiğinizde geniş koridorda Çatalhöyük arkeolojik kazısının kronolojik hikayesi yer alıyor. 1993 yılından günümüze kadar her seneye ait en önemli gelişmeler izleyiciye aktarılıyor. 1995 yılında Çatalhöyük Araştırma Projesi’nin ilk bina (Bina 1) kazısı başlamış. 2004 yılında kireç taşından yapılmış ve oldukça yıpranmış bir ana tanrıça figürini bulunmuş. 2008 yılında boğa boynuzları, kaide ve duvar resimlerinin yer aldığı tapınak olarak tabir edilen alan kesfedilmiş. 2012 yılında Çatalhöyük UNESCO Dünya Kültür Mirası listesine girmiş. 2013 yılında kazılar esnasında Kuzey Alanıda dünyanın en eski keten kumaşı bulunmuş. Kazının 2017 yılı Ağustos ayından tamamlanması planlanıyormuş.

  

Kazı ile ilgili rakamlar bir infografik ile özetlenmiş: 27 alanda, 33000 birimde, 47 farklı ülkeden katılımcı, 1170 araştırmacı çalışmış. Çalışma sonucunda 595 mekan tanımlanmış, 461 makale yayınlanmış, 7900 mimari öğe tanımlanmış, 18 tabaka saptanmış, 162 bina toprak üstüne çıkarılmış. Bir başka taraftaki panoda ise yıllara göre kültürel mirasın ortaya çıkarılması sürecinde kazıya sponsorluk sağlayan  şirketler: Shell, Türkish Friends of Çatalhöyük, Arup, Eczacıbaşı, Meptur, Glaxo Welcome, British Airways, Merko, Boeing, Yapı Kredi, Koç Bank, IBM, Koç Sistem, Thames Water, Pepsi, Visa International, Konya Şeker, Trimble, Konya Şeker, Hedef Alliance, Konya Çimento, Konya Ticaret Borsası, Adam Mıckıewicz University, Sunny Buffalo, University of Gdansk, Alexander Von Humbolldt listelenmiş.

Kazı alanının tamamının haritası üzerinde kazı alanındaki 8 ana alanın (Kuzey Alanı, Güney Alanı, IST Alanı, Batı Höyük, Bach Alanı, KOPAL Alanı, TP Alanı, Çocuk Atölyesi) her birinin yeri ve alanlarla ilgili kısa bilgiler 8 kırmızı buton ile dinamik olarak izleyiciye sunuluyor. Güney alanı 1961 yılında James Melloart’ın Çatalhöyük’teki ilk kazı çalışmasına başladığı ve Çatalhöyüklülerin ilk izlerinin çıkarıldığı alan iken, 1995 yılında kazılmaya başlanan Kuzey Alanı (diğer adıyla Kırka Kırk Alanı) sosyal yaşamı incelemek amacıyla kazılmış ve Güney Alanından farklı yapı düzeni barındırmasından dolayı farklı klanların yaşadığı düşünülmüştür. IST Alanı 2005- 2008 yılları arasında İstanbul Üniversitesi  ekibinin kazı gerçekleştirdiği alanı gösteriyor. KOPAL Alanı 1999 yılında Liverpool Üniversitesi araştırmacılarının doğu höyüğün bitişinde sel dolgusu birikintilerini araştırmak için dar uzun bir hendek kazmış ve alan ismini (Konya Ovası Paleo Çevre Araştırmaları) buradan almış. TP (Team Poznan) Alanı ise Polonya Poznan Üniversitesinden bir grup araştırmacının yerleşmenin 1100 yıllık tarihinin son 400 yılını incelemek için çalışılan alanı temsil ediyor. Bach Alanı (Berkeley Arkeologları) ise 1997- 2003 yılları arasında California Berkeley Üniversitesi ekibi tarafından çalışmanın yürütüldüğü alan Doğu Çatalhöyük’ün kuzey kısmı.

 

Sonraki alanda kazı serüveninin adımları bir bir anlatılıyor. Kazı esnasında doğru ilişkileri kurmada önemli bir sistemsel ağ olan Harris Matrix kullanılmış. Harris Matrix birim/öğe/mekan/bina ilişkisinden yola çıkarak parçadan bütüne gidiş ile Çatalhöyük’ün tarihsel karmaşılığını kolaylaştıran bir sistem olarak tanımlanıyor.

Başka bir alanda kazı tekniklerinden, kazıda çalışan kişilerin günlük tutmasının öneminden, mevcut durumun haftada en az 3 kez kazıcılarla laboratuvar çalışanlarının bir araya gelerek çalışılan alanlar üzerinde fikir alışverişi yapıldığı, mevcut durumun analiz edilerek tartışıldığı önceliklendirme turları ile ilgili bilgiler yer alıyor. Tüm bunların kazının seyrini etkileyen önemli unsurlar olduğu belirtiliyor.

  

  

Kazı tekniklerinin tam karşısındaki duvarda kazıda bulunan materyallerin fotoğraflarının yer aldığı dijital bir kütüphane bulunuyor. Kütüphaneden seçtiğiniz bir materyali dijital alana yerleştiriğinizde onunla ilgili detaylı bilgi ekranda izleyiciye aktarılıyor. Bu interaktif alanda zaman geçirmek son derece keyifliydi.

 

 

Toprak üstüne çıkarılan materyaller gün sonunda kazıcılar tarafından laboratuvarlara getiriliyormuş ve bundan sonra kazıcı görevi laboratuvar uzmanlarına bırakıyormuş. Buluntu Laboratuvarı isimli sergi alanında işte bu laboratuvar ortamları yaratılmış. Buluntu laboratuvarlarının ilk görevleri bulunan kalıntının yıkama, kurulama ve kaydetme işlemiymiş. Buluntu ortamının doğru şekilde kaydedilmesi uzmanların doğru analiz yapması açısında son derece hayati önem taşıyor. Doğru analizlerin yapılabilmesi açısından en az kazıcılar kadar, laboratuvar görevlilerinin önemi de ön plana çıkıyor.

Sergi salonunun sonunda ise sanal gerçeklik gözlükleri ile Çatalhöyük turuna çıkabilirsiniz. Keyifli gezmeler.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir