Contemporary İstanbul 2018’in Ardından

İstanbul, bir çağdaş sanat fuarını daha ardında bırakırken biz de bu sene fuarda neler gördük, fuarın dikkat çeken eserleri nelerdi paylaşalım istedik…

İki ayrı alandan oluşan fuar alanına ilk olarak A1 alanından gezmeye başladık. Girişte bizi karşılayan ilk galeri daha önce sergi gezileri için ziyaret ettiğimiz Dirimart Galeri’ydi. Galerinin sahibi Hazer Özil de ziyaretimiz esnasında alandaydı. Galerinin daha önce misafir ettiği sanatçıların eserlerinin yer aldığı alanda Brazilya’lı sanatçı Vik Muniz’in devasa boyutlu pathcwork kadın portresi çalışması bu sene galerideki Vik Muniz sergisinde gördüğümüz eserlerden birisi idi. Galerinin en beğendiğimiz eserlerden biri ise Candidahöfer’in La Salle Labrouste isimli son derece güzel bir mimariye sahip bir kütüphaneye ait fotoğraf baskısı (Chromogenic baskı*) oldu. *Chromogenic baskı, renkli fotoğraftan beri varolan kimyasal baskıdır. Pozlandırma ile ışığa duyarlı gerçek fotoğraf kağıtlarına yapılan baskılar uzun ömürlü, yüksek çözünürlüklü ve muhteşem renklerdedir.

Her sene olduğu gibi Türkiye’den galerilerin yanı sıra yurt dışından da pek çok galeri fuarda yerlerini almıştı. Bunlardan birisi olan Zilberman Gallery’nin siyah beyaz bir eski zaman fotoğrafının tuvaldeki bir uyarlaması olan Imovane isimli şık giyimli bayların yer aldığı tablo eskiyi anımsatan modern zaman üretimi (2017) bir eser. Galerinin bir diğer güzel eseri ise  yine yağlı boya ile yapılmış Gustavo Diaz Sosa’nın Madrid’de Yaşamlar ve İşler isimli çalışma. Bu eserde arka fondaki devasa merdivenlerin yanı sıra pek çok masa ve sınırlar ve sınırlarda kuyruk olmuş yalnızca siyah renk kullanarak resmedilmiş insanlar yer alıyor.

 

Avusturyalı sanatçı Mario Dilitz’in meşe ağacından yapılmış gerçek boyutlarda bir erkek çocuğu heykeli ve aynı heykelin boks eldivenleri giymiş bir başka versiyonu ile bir başka sanatçı Salustana’nın silahını izleyiciye doğrultmuş kırmızı kıyafetli kırmızı bir daire içerisinde çekik gözlü kız tablosu ve tablonun bir benzeri tam tersi yönden bu defa siyah rengin kullanıldığı aynı kıza ait bir başka versiyonu, iki farklı sanatçının birbiri ile ilişkili yaratılmış ikili eserler.

 

Macar Faur Zsofi Galeri’de 2 sanatçının eserlerini dikkat çekici bulduk. İlki Maxim Wakultschik’in kürdan çöpleri, ahşap üçgen ve kare bloklar ve ip ile yaratılmış benzer tarzdaki portreleri oluyor. Bunları  klasik sanat eserlerinden ayrıştıran şey sanatçının boya yerine renkli üç boyutlu malzemelerden yararlanmış olması ve bundan dolayı da eserlerin bir derinliğinin olması diyebiliriz. Dikkatimizi çeken bir diğer sanatçı Katerine Belkina’nın kadın figürleri kullanarak üretmiş olduğu yağlı boya tabloların gerçeklik seviyesi üst düzey olmakla beraber sanatçının her bir eserinde Egon Schiele, Klimt, Henri Rousseau, Gauguin gibi farklı sanatçılardan esinlendiğini düşündürdü.

Lonra’dan gelen Archeus Post Modern sayesinde Andy Warhol’un Red Lenin adlı baskı eseri görme şansını elde etmiş oluyoruz. Aynı galeri geçtiğimiz yıllarda Sakıp Sabancı Müzesi tarafından eserleri sergilenen bir diğer ünlü sanatçı Anish Kapoor’un yuvarlak ayna formundaki eserini bizlerle buluşturuyor.

Yapımı yaklaşık bir sene süren ve basında büyük ilgi gören Gılgamış Destanı, Nuh Tufanı ve Göbeklitepe’den ilhamla üretilen Ölümsüzlük Odası isimli eserin sahibi Ahmet Güneştekin Marlborough Galeri bünyesinde eski uygarlıklardan ögeler barından renkli heykellerinin yanı sıra yağlı boya tabloları ile fazlaca sayıda eseri olan sanatçılardan birisi idi.

2015 yılında Galeri Selvin hayvan – çıplak insan figürlerini bir arada kullanan  sanatçı Matthias Verginer ‘in eserlerine ev sahipliği yapmıştı. Sanatçının aynı tarzdaki heykellerinden biri (bu defa bir zürafa ve insan) ve Bombardieri’nin kum yerine renkli bir  zeka küpüne (rubik küp) başını sokmuş bir deve kuşunu tasvir ettiği bronz heykeli de beğendiğimiz eserlerden oldu.

 

Bu sene tombulların ressamı Fernando Botero sergisine ev sahipliği yapan Anna Laudel Galeri aynı sanatçıya ait beyaz mermer bir tombul kuş heykeli ile bizleri gülümsetiyor. Galerinin izleyici tarafından yoğun ilgi gören eserleri Sarp Kerem Yavuz’un eski zaman kıyafetleri giymiş ışıklı çubuklarla yarattığı iskeletler Atlı Sipahi, Okçu, Dansöz, Başıbozuk karakterler oluyor.

C.A.M Galeri’nin alanında Bruno Walpoth’un insanoğlunun yaşam ve ölümünü temsil eden bir erkek çocuğunun aynı eksende baş yukarı ve baş aşağı tasvir edildiği Downside Up ve yerde uyur halde tasvir edilen bir kadın heykeli yer alıyordu. Çocukların sokak yaşamlarından anlar resmeden, Nuri İyem Resim Ödülü’nün bu seneki sahibi olarak adını duyduğumuz sanatçı Sidar Baki’nin 2 eseri de görünce mutlu olduğumuz eserlerdendi.

 

Capetown’dan gelen SMAC, Johan Louw’un eserlerinden bir alan yaratmıştı. Sanatçının eserlerinden oluşan enstelasyonda en çok dikkatimizi çeken yeşil eski tip bir bavul üzerindeki yastık üzerinde yer alan bir baştan oluşan heykel ve eski bir koltuk minderi üzerine yerleştirilmiş bir başka taş erkek kafası heykeli oldu.

 

Nilbar Güneş’in insan formunda bir kaktüsü vazosundan çıkıp kaçar pozisyonda tasvir ettiği Escaping Cactus adlı eseri serginin en eğlenceli heykeliydi diyebiliriz. Sanatçının alanda yer alan kumaş üzerine karışık tarzda yarattığı diğer 2 eseri XOXOXOXOXO. BTW ALL GENDERS ve FUTURISCTIC / PAST TENSE hayal gücümüzü zorluyor.

Galeri x-ist’in öne çıkan sanatçısı Girdap adlı üç boyutlu eseri ile Serkan Yüksel  ve  üslubu ile Osmanlı geleneksel sanatı minyatür unsurlarını içeren, konusu itibariyle ise 1001 gece masallarını anımsatan eserler üreten bu seneki 37. İstanbul Film Festivali broşürünün de yaratıcısı Murat Palta’nın iki eseri oluyor.

 

Galeri Marc Hackem’in sanatçı Donadini’nin bronzdan yapılmış savaşçı heykelleri ile daha çağdaş tarzdaki bayrağı anımsatan bir zemin ve üzerinde kırışıklıkları gideren bir boya fırçası ile üretilmiş eserlerine yer vermiş.

Serginin belki de en iyi eserlerine sahip Galeri 77’nin alanında Gurgen Babayan’ın Stigmata, Sığınak ve Çatışma isimli  eserleri duygu durumumuzu derinden etkiliyor. Hackem ve Donadini’nin yanı sıra Armen Rotch’un çay poşeti ile yarattığı kolajlar, Sedat Girgin’in bir sene önce başladığı Golden serisine ait altın detaylar içeren Altın Kuş ve Altın Tüy adlı eserleri, Vav Hakobyan’ın ağırlıklı olarak hayvan figürlerinin ön planda olduğu Oyun, Düello, Kuş ve Çarpışma adlı eserleri ve Daron Mouradian’ın Sessiz Konser ve Uçurtmalı Kız adlı eserleri Galeri 77’yi bizim gözümüzde fuarın yıldızı yapıyor.

 

 

Sanatçı Berk Arıkan Picasso ve Van Gogh adlı 2 eserinde de benzer temaları işlemiş. Picasso adlı eserde Picasso’nun ünlü Guernica eseri önünde Picasso’ya özgü siyah beyaz çizgili bir tişört ile resmedilmiş bir kadın yer alırken, aynı kadın Van Gogh adlı eserde Van Gogh’un Yıldızlı Geceler adlı eseri önünde Van Gogh’a özgü kıyafetler içerisinde resmedilmiş.

Bozlu Art Project’in sanatçılarından Server Demirtaş’a ait birbirine sımsıkı kenetlenmiş bir grup insana ait kinetik heykel, fuarda izleyicilerin yoğun ilgi gösterdiği eserlerden birisiydi.  Pilevneli Galeri’deki Uyuyan Kız Sergisi ile adını duyduğumuz Hans Op de Beck’in Aline isimli eseri de GaleriaContinua tarafından sergilendi.

 

Heykel sanatçısı Boldi’ye ayrılmış alanda gezmekten hayli keyif aldık diyebiliriz. Yuvarlak hatlara sahip insan ve hayvan figürlerinden oluşan heykeller bizi hayaller dünyasına götürdü. İhsan Oturmak’ın odağına insanı alan Osmanlı temalı çalışmaları sergileyen İngiliz Galeri Karavil Contemporary başarılı sanatçı sayesinde yoğun ilgi gören galerilerden birisiydi. Emre Yusufi’nin popüler kültürle antik çağı birleştiren bir eser olan selfie çeken Herkül Heykel adlı eseri modern zaman Herkül’ünü betimliyor.

Bu sene fuara yoğun bir ilgi vardı. Fuara gidemeyenler için beğendiğimiz eserlere yer verdiğimiz blog yazımızı keyifle okumanız dileğiyle.

 

 

 

 

 

 

Tags from the story
,

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir