Fahrünnisa Zeid

1901 yılında Şakir Paşa ve İsmet Hanım’ın 5 çocuğundan 4. sü olarak dünyaya gelen Fahrünnisa Osmanlı, Cumhuriyet’e geçiş dönemi ve sonrasında yaşamış ünlü kadın ressamımızdır . Babası Şakir Paşa’nın kardeşi Abdülhamid’in sadrazamı  Cevat Paşa’dır. Cevat Paşa dönemin ölümcül hastalığı vereme yakalanmış ve hastalığından dolayı İstanbul’a dönmek istediğini padişaha defalarca söylemesine rağmen padişah onu Şam’a 5. Ordu komutanı olarak atamış. Nitekim Şam’ın sıcak ve nemli havası hastalığına iyi gelmemiş ve Cevat Paşa kısa süre içerisinde vefat etmiş. Şakir Paşa kardeşine vefasızlık yapıldığına içerlenerek hayatının geri kalanını abisinin anılarının olmadığı bir yerde Büyükada’da sürdürmeye karar vermiş. Büyükada’daki 3 katlı bir köşkte dünyaya gelen Fahrünnisa’nın hikayesi bu evde başlamıştır.

Resme yönelmesi konusunda ona ilk ilham veren kişi kardeşi Cevat (Halikarnas Balıkçısı Cevat Şakir Kabaağaçlı) olmuştur. Henüz 8 yaşındayken abisinin çizim yapması için ona verdiği kağıt kalem ile o günden itibaren Fahrünnisa sürekli hoşuna giden şeyleri resimlemiş ve 14 yaşındayken anneannesinin bir sulu boya portresini yapmıştır. Nisa nihayetinde Sultan Reşad’ın kurduğu İnas Sanayii Nefise Mektebi’ne (1928 yılında Güzel Sanatlar Akademisi’ne dönüştürülmüştür) girmiştir. Özgür ruhlu Fahrünnisa henüz 18 yaşındayken Galatasaray Lisesi’nin ardından Paris’te hukuk eğitimini tamamlayıp yurda dönen Fransız Ekolü ile yetişmiş, aydın bir kişi olan Melih Devrim ile evlenmiştir. Melih Devrim’den Faruk, Nejad ve Şirin isimli 3 çocuğu olmuştur. Evliliklerinin üçüncü yılında Melih devrimin ilk evliliğinden olan kızı Remide kızıla yakalanmış ve hastalık Faruk’a da bulaşınca iki buçuk yaşındaki oğullarını kaybetmişler ve bu kaybın derin acısını unutmak için bir dönem Paris’de yaşamışlardır. Bu dönemde resim yapmak Nisa’nın ilacı olmuştur.

Bir buçuk yıllık bir yas döneminin ardından Cumhuriyet’in ilk yıllarında İstanbul’a dönen Nisa bir süreliğine resme ara vermiş ve İstanbul sosyetesinin etkinliklerinde aktif rol almıştır. Mustafa Kemal de dahil olmak üzere pek kişinin hayran olduğu bir kadın olan Nisa 1928 yılının Ağustos ayında harf inkılabı için yapılan bir kongreye eşi Melih Devrim ile beraber katılmıştır. O akşam Mustafa Kemal Atatürk’ün yeni Türk alfabesi ile ilk olarak Fahrünnisa’nın ismini yazdığına dair bir anı kızı Şirin Devrim tarafından aktarılmıştır.

Melih Devrim’in Nisa’nın kız kardeşi Aliye (ünlü gravür sanatçısı Aliye Berger) de dahil olmak üzere pek çok kadınla ilişkisinin olması evliliklerini derinden sarsmış ancak Nisa yaşadıklarının üzüntüsünü kendi içinde yaşamıştır. Ayaspaşa’daki Hayırlı Apartmanı’na taşınmaları ile artık Nisa’nın hayatının değişeceğinden haberi yoktu. Irak Kralı I. Faysal Atatürk’e saygı gösterisi yapmak amacıyla kardeşi Emir Zeyd’i Irak Krallığı büyük elçisi olarak atamış ve Emir Zeyd 2 kız kardeşi ile Ayaspaşa’da Hayırlı Apartmanı’nın hemen bitişiğinde Park Apartmanına yerleşmiştir. Bir akşam Emir Zeyd için verilen bir davette Nisa ilk kez karşılan Emir Zeid Nisa’dan gözlerini alamamış ve bundan kısa bir süre sonra Nisa ve Zeyd birbirlerine aşık olmuşlardır. Nisa zaten uzun zamandır mutlu olmadığı evliliğini bitirerek kısa süre içerisinde Emir Zeid ile evlenerek prenses ünvanına sahip olmuştur. Evliliklerinden Raad isimli bir erkek çocukları dünyaya gelmiştir. Evlilikleri sonrasında Zeid’in görevi nedeniyle İstanbul dışında Berlin, Fransa, İngiltere ve Irak’ta yaşamışlardır. Berlin’de görevli olarak bulundukları dönem çeşitli davetlerde Hitler ile de tanışma fırsatı bulan Nisa, Emir Zeid’in buradaki görevinin bitmesi nedeniyle Berlin’den ayrılacakları zaman Hitler’in özel davetlisi olarak ağırlanacak kadar da hoş bir hanımdı.

Emir 1958’deki Irak’taki askeri darbe dönemine dek uzun bir süre İngiltere’de büyük elçi olarak görev yapmıştır. Emir ile Nisa İngiltere’de Berlin’dekinden çok daha etkin olmuşlardır. İngiltere’de yaşadıkları dönemde diplomatik yükümlüklerinin fazla olmasına rağmen resim yapmaya devam eden Nisa bu dönemde St. George Galerisindeki sergisi ile ülke artık Nisa’yı Ressam Prenses olarak tanıyordu. Hatta bu sergiye Kraliçe Elizabeth de katılmış ve Nisa’nın Kent Manzaraları adlı eserini öyle beğenmiş ki aynı desenden bir goblen dokutmuştur.

Dönemin sanat eleştirmenlerinden birisi üvey kızı Remide’nin eşi Fikret Adil, bir gün Nisa’nın resimlerini görmüş ve ona kişisel bir sergi açmasını teklif etmiştir. Fahrünnisa böylece ilk kişisel sergisini yaşamını sürdürdüğü Ralli Apartmanı’ndaki dairesinde açmış ve amatör bir görüntü vermemek için de tüm eserleri fiyatlandırarak satışa sunmuştur. Beklentisinin üzerinde yoğun bir ilgiyle karşılan Nisa dairesinin 4 odasında 170 tamamlanmış eserle ilk kişisel sergisinin altından başarıyla kalkmıştır.

1964 yılında Ankara’daki Türk Hükümeti’nin ilk kez olarak bütün Hitit Müzesi’ni tek bir sanatçıya ayırdığı sergisi Nisa’nın sanat hayatındaki en başarılı sergi olarak nitelendirilmektedir. Serginin başarısı ile sevinç içerisinde İngiltere’deki apartmanlarına dönen Nisa o yazı eşi Emir Zeyd ile beraber, daha önceki bir zamanda Nisa’nın kızı Şirin ile bir dönem tatil için gittikleri İtalyan rivierasındaki İschia’da geçirmişlerdir. Sonraki zamanlarda yaşamları Londra’daki apartman, Nisa’nın Paris’deki atölyesi ve İschia’daki bu evde geçmiştir.

Ülkesindeki askeri darbe sonrasında vatandaşlıktan çıkarılan Emir Zeid, ailesinin (kraliyet ailesinin) katledilmesi ve ülkesinden ve mevkisinden edilmesi (o zamanlar İngiltere’de Irak büyükelçisi görevini yürütüyordu) olayı ile de son derece sarsılmıştır. Bu zor zamanlarında Nisa eşi ile daha çok ilgilenerek bu zor zamanlarında ona destek olmuştur. Eşinin Paris’e olan tutkusunu bilen Emir kalp rahatsızlığı nedeniyle kendisini yalnız bırakmak istemeyen Nisa’nın bu nedenle Paris’e gidişinin zorlaştığını biliyordu ve Paris’in Nisa’nın ruhuna iyi geleceğini bildiği için Paris’e gidip Nisa’nın atölyesinde yaşamıştır. Yaşadığı dramatik olaylara kalbi daha fazla dayanmayan Emir Zeid 1970 yılında vefat etmiştir. Emir Zeyd’e Kral Hüseyin tarafından devlet töreni düzenlenmiş ve Ürdün’deki kraliyet mezarlığına defnedilmiştir. Eşinin ölümünün ardından kendini yalnız hisseden Fahrünnisa soyut resimler yerine portre resimleri yapmaya başlamıştır. Portreye yönelişini ise “İnsanların sıcaklığına ihtiyacım var” sözleriyle yalnızlığı ile ifade etmiştir.

Ruhsal bunalım dönemlerinde pek çok kez çocuklarından ayrı yaşamış sanatçının oğlu Nejad ile arası genel olarak iyi olmamıştır. Nejad Devrim de annesi gibi ünlü bir ressamdır. Kızı Şirin Devrim ise Amerika’da oyunculuk eğitimin ardından Amerika’da çeşitli tiyatrolarının yanı sıra bir dönem İstanbul Şehir Tiyatroları’nda da rol almıştır. Raad ise Ürdün Kralı’nın daveti üzerine krala yakın bir görevde köklerine daha yakın bir ülke olan Ürdün’de İsveçli eşi ile beraber yaşamıştır.

Nisa 1975 yılında yalnızlık ve yaşlılık korkusu nedeniyle oğlu Raad’ın yanına Amman’ a gitmiş burada on beş kişilik sınıflarda öğrencilerine hem resim dersi hem de felsefe, sanat tarihi, yaşam ile ilgili konularda da eğitim vermiştir. Kral Hüseyin tarafından Ürdün Yıldızı madalyası ile onurlandırılan sanatçının yaşadığı ev Fahrennisa Zeyd Kraliyet Milli Güzel Sanatlar Enstitüsü olarak adlandırılmıştır. 5 Eylül 1991 yılında Ürdün’de hayata veda eden sanatçıya Kral Hüseyin tarafından devlet töreni yapılmıştır. Nisa Ürdün’deki Kraliyet Mezarlığı’nda eşi Emir Zeyd ile yan yana yatmaktadır.

 

Tags from the story

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir