Gökhan Gökseven – Tepede Bir Ev


Pilot Galeri’deki Tepede Bir Ev Sergisi odak noktasına yalnızlığı alıyor ve yalnızca insanın değil, mekanların, hayvanların, duygu durumlarının da yalnızlığını anlatıyor.

“Hiçbir şey beklendiği gibi gitmez, herkes başarısız olur ve insanlar hüsrana uğrarsa, yalnızlık mutluluktur” sözleri ile bizlere yalnızlığı farklı figürler, mekanlar kullanarak anlatıyor sanatçı Gökhan Gökseven.

Sergi alanına girdiğimizde Tosten isimli henüz tamamlanmamış, sanki sanatçının sergi sonrasında kaldığı yerden devam edecekmiş havasındaki bir erkek portresi karşılıyor bizi. Beyaz bir zemin üzerinde son derece sınırlı renklerle yapılmış bu portrenin karakteri acı ile gözlerini kapatmış bizimle temas kurmak istemezcesine bir ifade takınmış.

Ana salona doğru ilerlerken küçük boyutlarda yine yağlı boya ile resmedilmiş yan yana 8 eserden ilki alnında bir haç olan bir kız çocuğu. Bir önceki eserdeki aynı acılı ifade bu kız çocuğunda da var. Kız çocuğunun hemen yanında sergide çokça rastlayacağımız kedi figürlerinden birisi, suyun derinliklerinde gözleri kapalı bir adam figürü, onun hemen yanında sarı bir fonda bu defa vesikalık bir fotoğrafı anımsatan formda yaratılmış bir adam daha. Ve sonra tekrar bir kedi, bu defa tek gözü kapalı son derece şirin bir tüylü başka bir kedicik bu. Kediciğin hemen yanında sarışın bir kadına ait bir resim ve hemen yanında az önceki tek gözü kapalı kedi bu defa daha normal boyutta resmedilmiş ve bir önceki duygu durumundan daha farklı bir halde, dikkat kesilmiş sanki resmedildiğini bilirmiş gibi. Koridoru geçip ana salona ulaşmadan önceki son eser de buzullarda birkaç yeşil çam ağacı ile ana karadan kopmuş suyun ortasında üzerinde ilerleyen bir buz kütlesine ait bir tablo oluyor.

Gökhan Gökseven’in renk paletinde maviler, yeşiller bazen öyle coşkulu bir hale geliyor ki insan renklerin dünyasında kayboluveriyor. İşte Daughter isimli eser de onlardan bir tanesi. Ormanda arkası dönük bir şekilde resmedilmiş Daughter bizleri fantastik bir hikayenin içine çekiyor. Hemen yanında ise Daughter ile ortak bir hikayesi olduğunu düşündüren aynı yıl yapılmış Mother isimli tablo yer alıyor. Aynı mavi gökyüzüne sahip Mother ve Daughter aynı zamanda farklı mekanlarda yalnızlık içerisinde kalmış aile bireylerinin bir masal kitabındaki farklı sayfaları gibi. Mother isimli eserde dikkat çeken bir diğer şey ise isminin aksine içerisinde bir anne figürü yerine bir erkek ve etrafında 2 kedi olması. Kedilerden birisi sarı bir lamba tarafından ışıtılmış. Belki de hikayedeki anne bu sarı şaşkın kedi.

İnsanların yalnızlığının yanı sıra mekanların yalnızlığının da anlatıldığı iki harika eser dikkatimizi çekiyor. “The bandits are late” sert hava koşullarından yıkılmış cılız bir ağaç tarafından yolu kesilmiş, karlı bir kasabadan geçen bir treni ve birkaç evin olduğu insana dair bir iz barındırmayan sokakların yalnızlığını anlatan bir tablo. Hemen yanında ise serginin en güzeli diyebileceğimiz içerisinde insana dair bir takım izlerle boş bir lokantayı tasvir eden “Where you will meet them” insanı biraz huzursuz ediyor. Yerdeki karolarla yaratılmış perspektif ve renklerin soğukluğu yalnızlığı anımsatmak için güzel bir seçim olmuş. Duvardaki çerçeveli resimler ise mekandaki yaşanmışlığı temsil eden objeler olarak gözümüze çarpıyor.

Ardındakilere kıyasla haddinden fazla büyük resmedilmiş iki kedi tablosu yan yana konumlandırılmış. Bir tanesi beyaz rengi ile karlı bir mekanda bir buz kütlesi üzerinde suyun orta yerinde kalmış uzun süreli yalnızlığı temsil ederken, diğeri yeşil bir arazide kısa süreli yalnızlığı temsil ediyor. Sanatçı belki de yalnızlığı zaman kavramı ile farklı hallere sokuyor.

Parlak yeşil ve mavi rengin hakim olduğu, birkaç eserinde de sıkça kullandığı ada teması Retreat adlı eserde kullanılmış. Yemyeşil bir adada tek bir ev ancak bu ıssızlık insana huzursuzluk vermiyor. Aksine insanı huzura davet ediyor. Yalnızlığın bazen de insan iyi gelen bir tarafı olduğunu renkler ve doğanın güzelliğini kullanarak veriyor sanatçı.

Bir sonraki alanda arkası dönük çıplak, giyinik, yarı çıplak erkek figürleri ve aralarına serpiştirilmiş deniz manzaraları olan yuvarlak tuvaller serisi yer alıyor. Serginin son resmi dev dalgaların olduğu bir denizde ahşap bir plak üzerine kurulmuş ışıklı bir çadıra ait. Deniz ortasında mahsur kalmış birini akla getiren ama sanki hiçbir terslik yokmuş hissi de uyandıran bir resim Heroes adlı bu tablo.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir