Görünenin Ötesinde Osman Hamdi Bey

Sakıp Sabancı Müzesi, Görünenin Ötesinde Osman Hamdi Bey Sergisi’nde kendi koleksiyonundaki 6 Osman Hamdi Bey eserinin 2 yıl süren bilimsel analiz ve konservasyon çalışması ile restorasyon geçirip geçirmediği, hangi dönem, hangi teknikle yapıldığı gibi konularında bilgi veren derin bir analizin sonuçlarını sunuyor.

Sergi alanında bizleri karşılayan ilk eser Osman Hamdi Bey’in 2. eşi “Naile Hanım’ın Portresi” isimli eser oluyor. Aslen Fransız bir anneden olan Marie Palyart Osman Hamdi Bey ile evlendikten sonra Naile ismini almış, Osman Hamdi Bey’den Leyla, Edhem ve Nazlı isimli 3 çocuğu olmuştur. Altın varak yaprakların yapıştırılması ile oluşturulmuş resmin arka fonuyla, ön plandaki siyah renkli elbisesi ve saçındaki örtüyle Naile Hanım net bir kontrast oluşturmuştur. Türk resim sanatında kadın figürünü tuval resminde ilk kez kullanan sanatçı olan Osman Hamdi Bey’in eşini farklı dönemlerde resimlediği pek çok eseri bulunmaktadır. Bu resmi diğerlerinden farklı kılan ise figürün arka planında kullanılan eski dönemlerden beri özellikle Bizans ikonalarında kutsal kişileri resmetmekte kullanılan altın yaldız rengin kullanımı olmuştur. Portrede kullanılan diğer renkler ise; incelenen tüm eserlerde astar olarak kullanılmış üstübeç, krom sarısı, zincifre, krabon siyahı ve Prusya mavisidir. Ayrıca X ışınları ile yapılan incelemede eserin restorasyon geçirmiş olduğu tespit edilmiştir.

 

Osman Hamdi Bey oryantalist resimlerinin yanı sıra daha çok yakın çevresinden kişiler ve aile bireylerini resmettiği portreler de yapmıştır. Eskihisar’daki evini sık sık ziyaret ettiği bilinen Osman Hamdi Bey’in mezarı da müzeye dönüştürülen bu evin bahçesindeymiş. Bir sonraki eser Osman Hamdi Bey’in Eskihisar’daki (Gebze’nin bir ilçesi) evindeki yardımcısı Despina Hanım’a ait “Kokona Despina” isimli bir diğer kadın portresi. O dönem kokona, Müslümanların Hristiyan kadınlar için kullandıkları bir isimmiş. Osman Hamdi Bey eserlerinin yaratım sürecinde fotoğraflardan da yararlanırmış. Eşi Naile Hanım’ın portreleri için kullanılmak üzere çekilmiş fotoğraflarının da olduğu biliniyormuş. Resmin bütünündeki yalınlığın yanı sıra detaylı oluşu bu resmin yapım aşamasında sanatçının fotoğraftan yararlanmış olabileceğini akla getiriyor. Resmin X ışını analizinde herhangi bir restorasyon görmediği, ayrıca eserin üzerinde tekrar tekrar çalışılmadığı anlaşılmış buradan da resmin fotoğraftan çalışılarak yapıldığı tahmin edilmiştir. Bu tabloda kullanılan renkler; üstübeç, zincife ve toprak pigmentleri olmuştur.

“Kuran Okuyan Hoca” isimli eserde Osman Hamdi Bey pek çok son dönem eseri gibi bu eserinde de dini bir mekanın (Bursa Yeşil Cami’nin iç mekanı resmedilmiştir) içerisini betimlemiştir. Burada resmin bazı kısımlarının tamamlanmamış olduğu ve bazı yerlerdeki kalem izlerinden resmin önce kalemle çizilip sonrasında boyandığı tespit edilmiştir. Burada  Kuran okuyan hoca, Osman Hamdi Bey’in eserlerinde sıkça kullandığı objelerde birisi olan bir halı üzerinde resmedilmiştir. Tavanda asılı avizelerin birisi Memlük işi pirinç, diğer ikisi ise Venedik işi camdan yapılmıştır. Duvarda sülüs ve küfi yazı tarzında yazılmış levhalardan bir tanesi Sakıp Sabancı Müzesi Koleksiyonu’nda bulunuyormuş. Sarı siyah levhada siyah mürekkeple “O rahmet sahibi ve bağışlayıcıdır” altın sarısı ile de “Allah’ın mağfiretine sığınıyorum” yazıyormuş. Eserin X ışını analizinde rahle ile hocanın sarı entarisinin kesiştiği yerde boya dökülmeleri olduğu anlaşılmıştır. Resmin alt kısmındaki kesin ve sert fırça darbelerinin aksine üst kısmındaki yumuşak fırça darbeleri resmin restorasyon gösterdiğinin bir kanıtı niteliğindedir.

Arzuhalci isimli eserde eski çini alınlıklı bir Osmanlı binasının önünde gölgelik altında arzuhalciye mektuplarını yazdıran iki feraceli kadın resmedilmiştir. Kadınlardan birisinin feracesinin o dönem varlıklı hanımların giymiş olduğu renkli, Avrupa modasına uygun vücut hatlarını belli eden türde olduğundan bahsedilmiş. Osman Hamdi Bey’in özellikle son dönem resimlerinde yapmış olduğu eserlerde sıklıkla karışımıza çıkan çininin kullanımı, imzasız ve tarihsiz bu eserin hemen hemen hangi dönemlerde yapıldığının tahmin edilmesine de yardımcı olabilir. Resimde arzuhalci, Osman Hamdi Bey’in pek çok eserinde kullandığı gibi bir İran halısı üzerinde oturmuş elindeki kağıda bakmaktadır. Ayak kısmı ve entarisi tamamlanmamış arzuhalci bu yönüyle Kuran Okuyan Hoca eseri gibi tamamlanmamış kısımları olan bir eserdir. Ayırca Osman Hamdi Bey’in eserlerinde pek görmediğimiz, o dönem İstanbul sokaklarında sıklıkla rastlanan sokak köpeklerini bu eserinde hikayenin içerisine kattığı görülmektedir. Eserin X ışını analizinde resmin tamamına zemin oluşturmak amacıyla kullanılan üstübeçin keskin ve serbest fırça darbeleri ile uygulanmış olması sanatçının tekniği hakkında bilgi vermektedir. Renk analizinde ise resmin alt kısmındaki bir alandan alınan boya örneklerinde 5 farklı boya katmanının iç içe geçtiği tespit edilmiş, buradan sanatçının henüz boya kurumadan başka boyayı kullandığı sonucuna varılmıştır.

 

Osman Hamdi Bey 1868 yılında Paris dönüşünden bir yıl sonra 2 yıllığına Yabancı İşleri Müdürü olarak görevlendirilerek Bağdat’da görev yapmıştır. Sanatçı Bağdat’ta bulunduğu dönemde Bağdat’ın çeşitli semtlerini betimleyen pek çok manzara resmi yapmıştır. Cami isimli eserin de bu dönemde yapılan eserlerden olduğu tahmin edilmektedir. Eserle ilgili yapılan X ışını analizinde tablonun alt kısmındaki boyanın  ciddi anlamda tahrip olduğu; bu hasarın yangın veya haşere saldırısı nedeniyle oluşmadığı; eserin o bölgesini tamamen tahrip etmemiş olması, yalnızca boya katmanlarının zarar görmüş olması neticesinde su baskını gibi bir nedenle oluştuğu anlaşılmıştır. Ayrıca minare çevresinde mavi boyanın kavisli fırça darbeleri ile boyanmış olması eserin arka fonunun minare çizildikten sonra boyandığını göstermektedir. Sanatçı pek çok eserinde öncelikle zemini boyarken Cami isimli bu tabloda öncelikle deseni çizip sonrasında fonu boyamıştır. Tablonun kenarlarında desenin hala devam etmesinden ise tablonun orjinalinin daha büyük olduğu, daha sonradan daha küçük bir şaşeye geçirildiğini göstermektedir.

Salondaki son eser ise siyah bir fon üzerine resmedilmiş içerisinde kuru başak dallarının olduğu, Osman Hamdi Bey’in bilinen tek natürmort eseri olan Vazodaki Çiçekler tablosu. Bu eserde dikkatimizi çeken sanatçının diğer eserlerinde de sıklıkla kullandığı halı objesini bu resminde de kullanmış olması. 14. yüzyılda resimlerde halı kullanımı popüler bir konuymuş. Tablolarda halının kullanımı zenginlik, güç ve kutsallıkla ilişkilendirilirken aynı zamanda resimdeki kişinin sosyal ve ekonomik statüsü hakkında bilgi veren bir detay imiş. Ayırca bu dönemde resimlerinde halı objesini sıklıkla kullanan Lotto, Holbein, Ghirlandaio, Crivelli gibi Avrupalı ressamların isimleri günümüzde halıları tariflemek için kullanılmaktaymış. Eserin X ışını filminde herhangi ciddi bir hasarının olmadığı ve  restorasyon görmediği tespit edilmiştir.Tablodaki renk analizinde ise sanatçının diğer eserlerinden farklı olarak bu eserde sentetik değil doğal deniz aşırı mavisi kullandığı tespit edilmiştir. Bu renk Afganistan’dan çıkan Ortaçağ Avrupasında altın kadar değerli olan lapis lazuli taşının öğütülmesi ile elde edilen ve yalnızca varlıklı kişiler in vermiş olduğu siparişlerde veya Meryem Ana’nın kaftanını boyamada kullanılırmış. Eserde kullanılmış renkler; üstübeç, zincifre, Napoli sarısı ve opak kırmızıdır.

Görünenin Ötesinde Osman Hamdi Bey Sergisi 31 Aralık’a kadar Sakıp Sabancı Müzesi’nde görülebilir.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir