Parajanov Sarkis ile

Pera Müzesi geçtiğimiz günlerde şiirsel sinemanın ünlü yönetmeni Parajanov’u anlatan geniş kapsamlı bir “Parajanov Sarkis ile” Sergisi’ne ev sahipliği yaptı. Sergide Parajanov’a tutkun, günümüzün önde gelen kavramsal sanatçılarından Sarkis’in Parajanov’a ithafen ürettiği eserler de yer alıyordu.

Parajanov (İlk yılları)

Üç çocuklu Gürcü bir ailenin en küçük çocuğu olan Sarkis Yosijovic Paradjanyan 1924 yılında Tiflis’te dünyaya gelir. Babası antika ve ikinci el eşyalar satan bir tüccardır.

Çocukluk döneminden itibaren sanatla iç içe olan Parajanov, lise çağlarında Tiflis Konservatuarı’nda aldığı şan ve keman derslerinin yanı sıra resim ve bale eğitimi de almıştır. Üniversite yıllarında drama öğretmeninin teşviği ile VGIK – Moskova Film Okulu’na (Rusya Devlet Sinematografi Enstitüsü) girmeye teşvik edilir. Okuldan arta kalan zamanlarında gezici bir tiyatro topluluğunda oyunlar oynar ve VGIF giriş sınavı için yazdığı uyarlama bir senaryo ile 1946’da VGIK’e girer. 1947’de Tiflis’te bir grup öğrenci ile taşkınlık yaptığı için eşcinsellik suçlaması ile tutuklanır.

Annesi

Parajanov’un annesi eserlerinin yaratımında her zaman önemli bir karakter olmuştur. Babasının yağlı boya portresiden bir parçayı kendi fotoğrafı ile birleştirdiği, kendisi ile beraber annesinin de yer aldığı “Babamın Kıskançlıktan Liğme Liğme Edilmiş Portresi” adlı çalışma babasının ölümünün ardından annesinin babasının metresi ile mektuplarını bulmasının ardından kıskançlık krizine girmesi olayını anımsatan bir çalışmadır.

İtiraf filmi için çizdiği eskizlerden Kürk Mantolu Anne’nin senaryosu Parajanov’un annesine kürk aldıktan sonraki bir hikayeyi anlatıyor. Zenginlik göstergesi olan bu değerli hediyeye babasının tepkisi ve kürkün sonraki hikayesi anlatılıyor. “Anneme kürk manto aldıktan sonra babam onu Gürcüce azarlamaya başladı. “Başına birley gelmesin!” Annem bu mantoyu sadece iki defa giydi. İlki Tiflis’te kar yağdığı bir gün ve daha sonra babamın cenazesinde. Aradaki zamanda kürk manto ya komşunun evine kaldırılırdı, dolaba kapatılırdı ya da tavan arasında havalandırılırdı.” Bu 2 çalışma da Parajanov’un annesine daha yakın olduğu izlenmini yaratmaktadır.

Hapishane Yılları

Sergey Parajanov farklı suçlamalarla pek çok kez hapis yatmış. İlk kez 1947 yazında eşcinsellik suçlaması ile hapse düşmüş ve 1 sene dolmadan 1948 yılının başında hapisten çıkmıştır. 1973 yılında ise tarihçi Valentin Moroz’u suçlamayı reddettiği için hapse düşmüştür.

Sinemadan uzak kaldığı hapishane zamanlarında üretmekten asla vazgeçmeyen sanatçı, eline geçen malzemelerden çeşitli kolajlar ve başka çalışmalar yapmıştır. Hatta hapishane yıllarında şişe kapaklarını tırnakları ile şekillendirerek yapmış olduğu talerlerin replikası günümüzde Ermenistan’da gerçekleştiren Altın Kayısı Film Festivali’nde ödül olarak verilmektedir.

Hapisteyken sevdiği resimleri sıklıkla hatırlayan Parajanov, sevdiği bir sanatçı olan Pirosmani’nin “Oyuncu Margaritası”nı hapisteyken farklı malzemelerle kendi stilinde yeniden üretmiştir.

Hapishane yıllarında eserlerinin yegane eleştirmenleri kendisi ile aralarında kültürel birikim anlamında büyük farklılıklar olan hapishane arkadaşları olmuştur.

1975 yılında Moskova Film Festivali’nde Fransız Yönetmenler Derneği tarafından Parajanov için bir dayanışma hareketi başlatılmış, bu hareketin etkileri 1976-1982 yılları arasında Fransa’da devam etmiştir.

1982 yılında yeğenini üniversiteye sokmak için rüşvet verdiği iddiası ile yeniden tutuklanır ancak masum olduğu anlaşılarak aynı yıl serbest kalır. Bu yıllarda eşyalarını satarak ve komşularının desteği ile yaşamını sürdürür.

Sinema

1948 yılının başlarında hapisten çıktığından Savçenko’nun Üçüncü Darbe adlı filminde asistan olarak çalışmaya başlar. 1952’ye kadar farklı yönetmenlerin asistanlığını yapar. Bu dönemde Tatar bir kız ile ilk evliliğini yapar ancak kız bir süre sonra ailesi tarafından öldürülür.1952 yılında ilk kısa metraj filmini çeker ve aynı yıl VGIK diplomasını alır.1953 yılında Kiev’e yerleşir ve pek çok film ve belgesel çeker. 1958’de ilk uzun metraj filmi İlk Delikanlı’yı çeker. İkinci evliliğini bu dönemde Ukrayna asıllı bir diplomatın kızı ile yapar. Ukraynalı yazar Mikhail Kotsiubinski’nin bir öyküsünden uyarlama Unutulmuş Ataların Gölgeleri filmi, Roma ve Montreal Festivalleri’nde gösterilmesi ile Parajanov’un uluslararası anlamda adının duyulmasını sağlayan önemli bir film olmuştur. 60’lı yıllarda Ukrayna’daki entelektüellere uygulanan baskı ve haksız hapis cezalarına karşı kamuoyu önünde sıkça yer alır.

Ünlü halk ozanı Sayat Nova‘nın doğumunun 200 üncü yılı vesilesiyle Erivandaki sanatçılar birliğinin desteği ile ozanın hayatını anlatan bir film çeker. Film 1969’da Moskova, Kiev, Erivan ve Tiflis’te gösterilir ancak anlaşılmaz bulunduğu ve anti sovyetizm içerdiği hissiyatı oluşturduğu gerekçesi ile olumsuz yorumlar alır. Böylece Parajanov için pek çok projesinin reddedildiği zor bir dönem başlar. Film daha sonra erotik sahneler ve Ermenistan’ın işgali gibi rahatsız edici bazı sahnelerinden arındırılarak Zvet Granata (Narın Rengi) ismi ile başka bir yönetmen tarafından montajlanıp Moskova’da yeniden gösterime girer. Film 1989 yılında da İstanbul Film Festivali’nde İstanbullu izleyicilerle buluşmuş ve festivalde Parajanov’a Yaşam Boyu Onur Ödülü de takdim edilmiştir.

Sinemadan uzak kaldığı kötü zamanların ardından 1983 yılında Gürcistan Komünist Parti sekreterinin yeni bir kültür hareketi başlatması ile sinemaya geri döner ve 1984 yılında bir Gürcü halk efsanesinin uyarlaması olan Suram Kalesi Efsanesi Filmi’nin çekimlerine başlar. Film 1985’de Moskova’da, 1986’da Fransa’da gösterime girer ve hem yerel hem de ulusal kitlelerden büyük beğeni alır. Bu dönemde kolajlarından oluşan bir sergi de düzenler. 84-90 yılları sinemada Parajanov için parlak bir dönem olmuş, 6 yıllık zaman zarfında pek çok filmin yönetmenliğini yapmıştır. En son İtiraf filminin çekimlerini tamamlayamadan 20 Temmuz 1991 yılında Erivan’da hayata veda etmiştir.

Hayatı sanat üretmek için mücadeleyle geçen, bu süreçte üretmekten hiçbir zaman vazgeçmeyen, çok yönlü bir sanatçı Parajanov’u tanımamızı ve onu anlamamızı sağlayan Pera Müzesi’ne teşekkür ederiz.

İstanbul ve Ara Güler

Parajanov 1989 yılında Narın Rengi Filmi’nin İstanbul Film Festivali’nde gösterimi sebebiyle İstanbul’a gelmiş, bu dönemde pek çok tarihi mekanı gezme fırsatı bulmuştur. Tarihi mekanlarda kendisini fotoğraflayan kişi ise geçtiğimiz yıl hayatını kaybeden ünlü fotoğraf sanatçısı Ara Güler olmuştur.

1 Comment

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir