Commuter Minds

Derya Geylani; geçmişi anımsatan bir nesneyi gördüğünde içerisinde bulunduğumuz andan kopup bir an da olsa geçmişe dair bir anıyı belleğinde tekrar yaşamayı/anımsamayı seviyor. Egemen Vurusan; Derya Geylani’nin aksine geçmişin gölgesini ardında bırakmış, geçmişe ait nesnelerle günümüzde yeni anlamlar yaratacak eserler üretmenin peşinde.

Geçen haftasonu gezme fırsatı yakaladığımız “Commuter Minds” Sergisi camı üretimin temeline almış, farklı algılara sahip iki sanatçının belleklerimizde yarattıkları bir yolculuk olarak nitelendirilebilir. Sergi alanına ilk girdiğimizde bu dönemde ancak antikacılarda rastlayacağımız bir abajur ve onun hemen yanındaki duvara konumlandırılmış, porselen tabaklar tarafından karşılanıyoruz. Tabakların içerisinde desenleri ile ilişkili camdan objeler yer alıyor. Derya Geylani’ye ait eserlerin yer aldığı bu alanda geçmişe kısa bir yolculuk yapıp babaanne/anneannelerimizin evine yaptığımız ziyaretleri anımsıyoruz.

Bir sonraki odada cam bloklar içerisine hapsedilmiş legolar, eski anahtarlar ve tedavülden kalkmış bozuk paraları görüyoruz. Sanki zaman bu nesneler için o anda (geçmiş zamanda) orada durmuş ve mevcut halleriyle geleceğe taşınmışlar. Egemen Vurusan pek çok parçadan oluşan bu 3 eseri tek bir forma dönüştürerek onların geçmişle bağlantısını da koparmış adeta.

Aynı zamana ait birbirinden farklı formdaki pencereler üzerine eklenmiş Beyoğlu sokaklarına ait bir harita ile farklı mekanları bütünleştiren bir zemin yaratmış Derya Geylani. Yılların getirdiği dönüşümle onun geçmişindeki pek çok yapıyı muhafaza etmese de, bu yabancı sokaklar onun hafızasında hala geçmişindeki anlamları ile yaşıyor.

Navigation Look adlı eserin sokak detay görseline döndüğü bir diğer eser Ömer Hayyam Serisi’nde ise haritadaki alanlara ait fotoğraf kareleri üzerine iliştirilmiş cam objeler, mesajlar içeren cam düzlemler ile belleğimizin bir yansımasını sunuyor.

Miras adlı eser arka planda dantel ören bir kadın eline ait bir video ve onun etrafına eskiden günümüze farklı dönemlere ait bardakların çevrelediği bir yerleştirme. Bu eserde zamanın etkisiyle evlerimiz içerisindeki değişimi görüyoruz. Sanatçı mekan içerisinde önemi azalan/artan bu nesneler arasındaki bağı ise farklı dönemleri anımsatan bardaklar vasıtasıyla kuruyor. Birkaç kuşak önce evlerimizin olmazsa olmazı danteller, yerini günümüzde bilgisayarlara bırakırken, hızla gelişen teknoloji ile henüz hayatımızda yeni sayılabilecek bilgisayarların bile değerini çabucak kaybettiğini görebiliyoruz.

Egemen Vurusan cam bir kavanozu üretiminin hemen ardından paramparça ederek yeni bir forma kavuşturduğu video işinde, hayatımızdaki nesnelerin sürekli bir dönüşüme uğrayarak bu dönüşüm neticesinde farklı anlamlarla hayatımıza dahil olduklarını göstermek istiyor sanki. İnsanlar olarak bizler çoğu zaman bir mekana, nesneye, canlıya öyle derinden bağlanırız ki bazımız bu değişimi kabul edip onu hayatında yeni haliyle saklarken, bazımız bu değişimden hoşlanmaz ve onu hayatından çıkarır. Sanatçı bu eseri ile eskiye bağlanmayıp, yeniyi benimseyenlerden birisi olduğunu gösteriyor.

Video işinin hemen karşısında ise Pamuk Şeker adlı eser yer alıyor. Plastik bir huni içerisinde porselenden yapılmış nesnelerin kimi huni içerisinde kalmayı başarmışken, kimiyse huninin silindir ucundan zemine düşerek parçalanmış. Sanatçı bu eserinde insan belleğini bir huniye benzetiyor ve anıların yaşanmış bazı şeylerin filtrelenmesi sonucunda arda kalan daha çok önemli kıldığımız şeylerden oluştuğunu anlatıyor.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir