Dresden Eski Ustalar Sanat Galerisi

Dresden şehri Avrupa’nın gizli sanat hazinesi olarak nitelendirilebilir. Çok zengin bir sanat koleksiyonuna sahip bu Alman şehri II. Dünya savaşının son günlerinde uğradığı tahribatın yaralarını sarmış, hüzün ve sanatı bir arada yaşatan küçük bir şehir. Elbe Nehri kenarına kurulmuş bu Alman şehri hem bir sanat şehri oluşu hem de coğrafi ve mimari özellikleri ile Almanya’nın Floransası olarak nitelendiriliyor.

İlk durağımız olan Albertinum Müzesi’nin büyüleyici etkisinden henüz kurtulamamışken meydanda yer alan Staatliche Kunstsammlungen Dresden Müzesi’ne giriyoruz.

Staatliche Kunstsammlungen Dresden (Old Masters Picture Gallery in Dresden), Dresden’de ziyaret edilmesi gerekenler listesinde ilk sırada olmalı ki müzeye girdiğimizde şehir nüfusuna göre bir hayli kalabalık bir ziyaretçi ile karşılaşıyoruz. Bir kısmı eski ustaların eserlerinin yer aldığı bir resim müzesine dönüşen ihtişamlı Zwinger Sarayı hayli zengin bir resim koleksiyonu ile saklı kalmış bir mirası bünyesinde barındırıyor. Müze, üç kattaki on beşinci yıldan on sekizinci yüzyıla kadar 300 tablo ile ziyaretçilerini Avrupa sanat ve kültürel tarihini gezmeye davet ediyor.

Müze koleksiyonundaki her bir eser özenle seçilmiş. Van Eyck, Dürer, Holbein, Rubens, Rembrandt, Poussin, Claude Lorrain, Murillo’nun yanı sıra Jean-Étienne Liotard, Giorgione, Titian, Johannes Vermeer gibi Rönesans ve Barok dönemin en iyilerinin eserleri birbirine ışık tutuyor.

Müzenin en çok ilgi çeken eserleri;

1- Jean-Étienne Liotard’ın elinde tepsisi ile sıcak çikolata taşıyan genç bir kadını resmettiği “The Chocolate Girl” tablosu

2- Kalabalık figürlerden oluşan canlı renkler kullanan Lucas Cranach the Elder’ın eserleri

3- Raphael’in iki bebek meleğin ön planda olduğu The Sistine Madonna adlı eseri;

4- Rubens’in devasa boyutlu tabloları gücün sembolü kaslı erkekleri ve boğum boğum vücut formuna sahip kadınları ile çarpıcı bir güzellik sunuyor.

5- Floransa’daki Rönesans’ın ana temsilcilerinden biri olan Sandro Botticelli’nin, Son Mucize ve St. Zenobius’un Ölümü tablosu;

Mucize ve ölümü bir arada barındıran renklerin ahengine kapılacağınız bir baş yapıt.

6- Vermeer’in Girl Reading a Letter at an Open Window tablosu;

Bu tablo üzerinde yapılan incelemelerde resmin sağ üst kısmında sonradan üzeri boyanarak kapatılmış bir Eros keşfedilmiş ve bu durum büyük bir şaşkınlık yaratmıştır. Vermeer bu meleği neden yaptı ve sonradan neden ondan vazgeçti büyük bir merak konusu.

7- Bir diğer Vermeer tablosu The Procuress;

Vermeer’in 24 yaşında yaptığı eser paralı bir askerin genelevdeki aşkının görüntüsünü sunan eser canlı renkleri ile ruhumuza hareket katıyor.

8- Maarten van Valckenborch’un Babil Kulesini tasvir eden The Tower of Babel tablosu;

Bruegel’in 32 sene önce yaptığı Babil Kulesi adlı eserinin bir benzeri.

9- Titian ve Giorgione’nin Venüs’ü;

Uyuyan Venüs, İtalyan Rönesans dönemi ressamı Giorgione’nin nü tablosu. Tablonun, Giorgione’nin 1510’daki vefatından sonra bir diğer rönesans ressamı olan Titian tarafından tamamlandığına inanılır. 

10- Pinturicchio’nun Portrait of a Boy tablosu;

15. yüzyılın ikinci yarısının en büyük ressamlarından biri olan Pinturicchio; fresk, minyatür ve tablolarıyla İtalyan resim sanatına yön veren isimlerden biri oldu. Pietro Perugino ve Raffaello ile birlikte İtalyan Rönesansı’nın en önemli sanatçılarını eğitti. Öğrenciliği döneminde yaptığı işler, üsluplarının birbirine çok benzemesi nedeniyle sık sık Pietro Perugino ve Raffaello’nun yaptıklarıyla karıştırılır.

Müzenin web sitesi : https://gemaeldegalerie.skd.museum/en/

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir