Halil Altındere Abrakadabra

Bu sene sanat sezonu, İstanbul Bienali, Arter’in açılışı, Arter’in eski binasının yeni misafiri Meşher, OMM (Odunpazarı Modern Müze) gibi büyük beklenti uyandıran mekanlar ve sergilerle geçen yıllara göre çok daha dolu bir takvim ile açıldı. Yapı Kredi Kültür Sanat da yeni sezona Halil Altındere’nin kendinizi bir sihir şehrinde hissedeceğiniz Abrakadabra Sergisi ile merhaba dedi.

Bu yoğun sergi gündeminde önceliğimizi bizi en çok meraklandıran mekanlara verdik ve havada uçan o şapkayı görmek için Yapı Kredi Kültür Sanat’taki Abrakadabra Sergisi’ni gezdik.

Yenilenen binasında son derece güzel sergiler organize eden Yapı Kredi Kültür Sanat Abrakadabra Sergisi ile değerli bir sanatçı olan Halil Altındere’nin çoğu bu sene üretilmiş eserlerini izleyici ile buluşturuyor.

Sergi alanına girdiğinizde bizi ilk olarak altın kaplama bir çift kelepçeli elin karşılaması enteresan şeyler göreceğimizin habercisi oluyor. Serginin ana salonuna girdiğimizde piyano çalan şık giyimli bir beyefendi tarafından karşılanıyoruz. Hemen onun biraz ötesinde ise içerisinden tavşan çıkarılan siyah bir şapka yine sihirle ilişkisini sürdüren bir şekilde (havada dönüyor) bizi hayrete düşürüyor. Teknik anlamda bunun gerçek bir sihir olmadığını bilsek de gördüğümüz şey bizi gülümsetiyor. Yaşamda sihir olmadığını bildiğimiz ama sihirli görüntüsü hoşumuza giden pek çok şey gibi.

Ana salonun arka kısmına geçtiğimizde ilk olarak bir klişe bir sihir numarası olan, sihirbazın kutu içerisinde ikiye kestiği kadının kutu içerisindeki bacaklarını görüyoruz. Ana salondaki şapka ile bu kutu sanki bir sihirbazın çalışma alanındaymışız hissi uyandırdı.

Ardından zamanın donduğu bir müzeye giriyoruz. Eserin yanında oturmuş her an dile gelip bizi korkutacak kadar da canlı bir görünüme sahip bu güvenlik görevlisi aslında balmumundan yapışmış bir heykel. Onun hemen biraz ötesinde ise bir sanatsever esere yakından bakmak üzere eğilmişken zaman durmuş adeta. Serginin en iyi eseri olarak nitelendirsek yanlış olmaz.

İlk kattaki gezimizi tamamladıktan sonra bir üst kata çıkarken İstiklal Caddesi’nde her daim gördüğümüz, caddenin sembolü bir kişilik hareketsiz bir şekilde merdivenlerin başında bizi karşılıyor. Adamın etrafındaki diğer 3 heykel de (işportacı zenci adam, ankesörlü telefonla konuşan adam ve başını duvara yaslamış sırtı dönük gizemli adam) İstanbul ile özdeşleştirdiğimiz sokak sahnelerini, ve bu şehirde yaşayan insanları, insan hayatlarını akla getiriyor. Dış göz olarak şehri gözetliyoruz hissi uyandırıyorlar.

Aşağı alanı da görebildiğiniz alanda ise piyanoya benzer mantıkla oluşturulmuş kondisyon bisikletinde spor yapan orta yaşlı bir kadın bu defa bizi karşılıyor.

Bu alandaki diğer eserler hareket halinde yapılan bir takım faaliyetlere ait (daha çok spor ile alakalı) nesenlerden oluşuyor ; bumerang kaykay, kuş şeklinde dizayn edilmiş altın kaplama kamera ve boks torbası. Boks torbası pek ilginç olmasa da boks torbası yanındaki not esere ilginçlik katıyor. “Lütfen sanat eserine vurmayınız” 🙂

Gerçek dünyanın gerçeklerinden bir an uzaklaşıp, mantığınızı kapının dışında bırakıp eğlenceli bir sergi deneyimi yaşamak isterseniz Halil Altındere’nin Abrakadabra Sergisi tam sizlik! Sergi 3 Kasım tarihine kadar görülebilir.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir